20.8.17

Bir yılın kısa değerlendirmesi

Çok oldu yazmayalı. Yazmaya yeltenmedim değil. Hatta çok uzun bir yazı da yazdım ama sonunda baktım ki hep ağlamışım. Vazgeçtim yayınlamaktan.

Yazamadım çünkü iş bulmam çok uzun sürdü. 10 ay kadar.. Bu arada korkular bastı, stres olduk, depresyonlara girdik çıktık. Ama 1 ayı geçti çalışıyorum, artık yazabilirim. :)

Bir yılı geçti gelişimiz. Her ne kadar Türkiye'deki konforumuzu geride bıraktıksa da memnunuz geldiğimize. Zor, mücadele dolu bir yıl oldu. Kendi çapımızdaki mücadelemiz daha da sürüyor. 

Geçen yıl içinde İngilizce, dikiş ve yardımcı öğretmenlik kursalarına katıldım. Evde online eğitimlerle ServiceNow, web programming ve Selenium Web Driver çalıştım. Düzenlediğim CV'nin haddi hesabi yok. AO da İngilizce kursuna gitti, masaj diplaması aldı ve bir terapi aletinin kullanımına dair diploma aldı. Belki kariyer planlamasını tamamen farklı bir yöne kaydıracak. Gügü ise en kolay uyum sağlayan oldu. İngilizcesi süper bir hızla ilerledi. İzciliğe 'beaver' olarak başladı, ekibindeki tek kız olmasına rağmen 'cubs' olarak devam ediyor. Biz olmadan 2 gecelik çadır kampına bile katıldı. Cimnastiğe devam ediyor. Arada keman, street dance gibi okul kurslarına katıldı. Ocak'taki doğum gününe 10 küsur arkadaşı geldi. Yarısı Türk, gerisi İngiliz (galiba 1 tane), Romanyalı, Pakistanlı, Polonyalı, Fransız. Gügü'nün dersleri nasıl derseniz, bizim tavşan tembel biraz. Anasının okul başarısını gösteremeyeceği netleşti. Bayağı bir İngilizce ve matematik takviye dersi aldı. Ama daha çok yolu var. Hiç bir şeye öyle çok bir merakı yok. Tek heyecanı oyuna. Arkadaşı olsun ve oyun oynasın. Hayattan başka bir beklentisi yok :)


Düzenli olmasa da spor yapmaya devam etmeye çalışıyorum. En düzenli yaptığım kilisede düzenlenen zumba derslerine katılmak oldu. Sonradan 5 Km koşu dersine katıldım. Bundan sonra hedefim haftada 1 gün zumba, 1 gün de koşu ile devam etmek. Park run organizasyonu var. Aslında Dünya çapında pek çok ülkede olan parkta yapılan 5 Km'lik koşu organizasyonu bunlar. Benim gibi tek başına hiç bir şey yapmak istemeyenler için cazip. Çoluk çocuk, yaşlı genç, şişman fit her tipten koşan var. Bir de gönüllüler oluyor kenarlarda, harikasın bravo iyi gidiyorsun falan diyorlar sen koşarken, çok komik! Bunca spora çok kilo aldım. En az 5 kilo ve hatta 7 kilo vermem gerekiyor. AO da benim durumumda. Onun bir de diz ağrısı falan çıktı ortaya. Bakalım artık. Bu yılın hedefi iş hayatını iyice oturtmak ve kilo vermek.

Burada bir Türk grubumuz var. 5 aileyiz temelde görüşen. Daha da arkadaşlarımız var. Türk olmayan arkadaşımız ise yok gibi. Bir Fransız aile ile arkadaşız İngilizce kursundan. Pek çok aile gibi "aman çok Türkler'in içinde olmayalım, karışalım ahaliye" diye buralara geldikse de insanların bizi kucaklarını açıp beklemediklerini anlamamız uzun sürmedi. 

Buralarda pek İngiliz yok :) Londra nüfusunun yarısı kadarlar sanırım. Çalışmaya başlayınca İngilizlerle temasım arttı. İş yerindeki İngiliz oranı sokaktakinin oranından daha yüksek.
Bu arada İngilizce denen şeyin ne kadar değişken olduğunu da buraya gelince öğrendik. Bir kere biz Amerikan İngilizcesi öğrenmişiz. Pek çok kelimenin telaffuzu çok farklı. İskoçların, İrlandalıların, batı Londralıların, Hintliler'in vb herkesin farklı bir İngilizcesi var. Ben İskoçların müzikli İngilizcesini sevdim :) Bir de şunu anladım ki "r" harfi ile sorunları var. Here, farm, for, are, problem gibi kelimelerde "r" yok. Path, fast kelimeleri "a" ile söyleniyor. Böyle işte zor zor öğrendiğimiz ingilizceyi tekrar öğreniyoruz.

Geldiğimizin 2 ay sonrasında Türkiye'ye gittik ve evimizi sattık. Artık sevdiklerimiz dışında mal mülk olarak TR ile bağımız kalmadı. 

Bir tatilde 2. el aldığımız çadırla 3 gece için New Forest tarafına gidip kamp yaptık. Denizi gördük. Sonra da dönüp çadırımızı sattık. UK'ye gelmemizin netleşmesi ile internetten 2. el eşya satışına başladım. Burada da internetten 2. el eşya alım satım konusunda inanılmaz iş yaptım. Bir önceki yazıda bahsettiğim evden benzer başka bir eve taşındık. Biraz daha iyi durumda ama eşyasızdı. Koltuk, TV ve yatak dışında sanırım hiç bir şeyi sıfır almadık. Mobilya montajında büyük bir ilerleme kat ettik. AO ile süper bir ekibimiz. Ama hala genelde bir kerede sonuç alamıyoruz. 

Bu aysonunda bir bank holiday var (resmi tatillerin adı bu) 3 günlük. 3 Aile ev kiraladık biraz batıda. Heyecanla bekliyoruz. 

Burada okul takvimi farklı. Eylül başında açılıyor okullar. Bir okul yılında 3 dönem var. Her dönem arası 2 hafta, her dönem içinde de 1 hafta tatil var. Yaz tatili de 1,5 ay. Gügü özlüyor okulunu. Bu sene year 4 öğrencisi olacak. Öğretmenleri her yıl değişiyor. Bu yılki öğretmeni başı kapalı çıtı pıtı genç bir bayan olacak. Soyadı da Ali.

Çok güzel bir şehir Londra. Her şey var içinde. Thames'in akşam ışıklarında görüntüsü Boğaz'ı aratmaz. Şehir merkezinde yeşillik az ama gene de çok güzel parklar var. Hele bizim Watford civarındaki parklar, ormanlar ayrı bir güzel. Özellikle köpek besleyen insan çok. Ama sokak hayvanı olarak kedi-köpek görmek zor. Buranın sokak hayvanları tilkiler ve sincaplar. Serçelere de robinler karşılık geliyor. Londra'nın şehir merkezinde trafik yok gördüğüm kadarıyla. Herkes metro kullanıyor. Belediye başkanı dahil. 

Belediyeler çok güzel etkinlikler organize ediyorlar. Birinde sokak sanatçıları performans gerçekleştiriyorlardı. Watford'ın belediye başkanı yaşlıca bir kadın, Dorothy. Onu gördüm, kırık kolu alçıda etkinlikleri izliyordu. Kimse onun önünde el pençe olmadı, altına sandalye koymadı, hoşgeldiniz demedi, adı anons edilmedi. Benden bir farkı yoktu. Hoşuma gitti. 
Türkiye'yi izliyoruz uzaktan. Haberler iyi değil genelde. Aslında ben daha kötüsünden korkuyordum ama neyseki öyle değil şimdilik. Gene de kimle konuşsak insanlar genelde mutsuz ve umutsuz, çocuklarının gelecekleri için endişeli. Buraya gelmeden önce yurtdışına niye çıkmıyorsunuz diye soruyordum herkese. Kendim de bunun kolay bir şey olduğuna, biraz istemenin yeterli olduğuna inanıyordum. Doğrusu ya bu bir yılın sonunda her ne kadar TR'den çıktığıma mutlu olsam da ateşli bir şekilde yurt dışında yaşamayı savunmam ve insanlara bu yönde ısrarlı sorular sormam artık(Kedili Özlem sen hariç!). Çok zormuş gerçekten. Hele de sıkı çekirdek aile ilişkileri olmayanların kaldırması kolay değil. 
Eh elbette daha yazılacak çok şey vardır. Ama bir kısmı da başka yazılarda anlatılmalıdır. Yeni yazının 1 yıl sonra olmamasını umalım. 

5.10.16

Watford'lı olduk

Geçen zamanda evimizi tuttuk. Artık Watford'lıyız. Londra'nın kuzey batı ucundayız. Teras ev dedikleri 1900lerin başlarında işçiler için yapılmış yan yana sıralı evlerden birine yerleştik. 3 küçük odalı bahçeli garip bir evimiz var. İzin verin evimizi detaylı anlatayım, çünkü 1910 yapımı evimiz pek bir garip.
Salonumuz iki parça: yemek masası olan kısım ve oturma grubu olan kısım. Oturma grubu olarak 3 kişilik bir koltuk var. Ek olarak bir şömine, bir koca orta sehpa ve bir TV. Dahası da zor sığar sanırım. Giriş katında bir de sonrada eklenmiş bir mutfak var. Mutfak eskiden salonun ikinci kısmı olan yermiş ve orada da bir şömine varmış. Evimizin giriş katı bu kadar, bir tuvalet bu katta yer almıyor. Salonun ortasından çıkılan bir merdivenin solunda yatak odamız var. Adı üstünde yatak odası, odanın %80 alanını yatak kaplıyor. Bir de 2 kapılı bir gardırop var. Geri kalan alan yatağın çevresinde yürümek için. Ama bir lüksümüz var, o da çatı katına çıkan merdiven altına yerleştirilmiş olan küçük ebeveyn tuvaleti. Merdivenin diğer tarafında ise Gügü'nün odası yer alıyor. Yatağı oraya mı buraya mı koyalım diye bir soru hiç oluşmuyor. Yeri net. Bir kapılı gardırop, küçük bir masa ve küçük bir şifonyer sığıyor ek olarak. Bu odadan evin asıl banyosuna ulaşılıyor. Banyo evin en aydınlık yeri. Çatı katına çıkış da Gügü'nün odasından. Dolayısıyla evin en stratejik odası Gügü'nün elinde ve çatı odasını kendi hükümdarlığına katmış durumda. Bir de tatlı anekdot olsun, hava güzel oldukça çamaşırlarımızı bahçeye gerdiğimiz ipe seriyoruz.  
Eve taşındığımızda maalesef çok kirli idi. Eski kiracılar sanki oturdukları süre boyunca hiç temizlik yapmamışlardı. Buraya geldiğimizden beri Gügü Eylül'de okula başlasın hızla ev bulalım diye uğraşırken pek çok insan iyimser olduğumuzu ve bu kadar kısa sürede halledemeyeceğimizi (2,5 hafta) vurguladılar. Bu panikle bir Türk arkadaşa ait olan bu eve dört elle sarılmış ve pek sevinmiştik ki evin kiri ve eskiliği çok moralimizi bozdu. Doğrusu ya 6 aylık kirayı peşin vermemize rağmen tekrar rightmove web sitesinde dolandım uykularım kaçtı ve ağladığım oldu. AO beni toparladı neyse ki. Sonuç olarak bu eve yerleşeli 1 ayı geçti. Yavaş yavaş daha evimiz gibi hissediyoruz.
Geçen sürede Gügü okula başladı. Bu haftaya kadar tenefüslerde görüşemese de arada rastlaştığı ve okul çıkışında parkta oynadığı Sade'nin küçük kuşu okul arkadaşı idi ve bu Gügü'ye çok iyi geliyordu. Maalesef küçük kuş bu hafta yeni okula uçtu. Bu uçuşun haberi önden geldiğinde Gügü boncuk boncuk göz yaşı döktü. Gügü genel olarak okulundan, öğretmeninden memnun. İstanbul'daki arkadaşlarını özlese de hiç bir şeyden net şikayeti yok. Buradaki bizim için de yeni Türk arkadaşların çocuklarını çok sevdi ve hızla onları yeni arkadaşları olarak benimsedi. Çok uyumlu tatlı bir kızım var. Gügü kaldığı yerden ilkokul 3. sınıftan okuluna devam ediyor. Sınıfında bir asıl öğretmeni bir de yardımcı öğretmeni var. İngilizcesi az olmasına rağmen ara bir dönem tanımlamadan direk sınıfa normal eğitim içine aldılar. Öğretmenler onun gibi az İngilizce bilenlere özel ilgi gösterip destek oluyorlar. 4-5 haftanın sonunda sınıfında bir Türk çocuk daha olduğunu öğrendik. Okul profili ilginç. İngilizler azınlıkta olabilirler. Polonyalılar, Arnavutlar, Romanyalılar, Hintliler ve Pakistanlılar çoğunlukta. Az sayıda da Türk var. Siyahilerle ilgili atıp tutan Gügü için bu karışım iyi oldu. Artık insanları dış görünüme göre değerlendirerek abuk subuk konuşmuyor. Okul parasız. Ek okul dışı aktiviteler (Bizdeki spor, enstrüman kursları gibi) ve 3. sınıftan itibaren öğlen yemekleri ücretli. (2.10 Pound/gün)
Burada geçen zamanda korktuğumuz gibi İngilizcemizin ne kadar zayıf olduğunu anladık ve tahmin ediyor olmamıza rağmen moralimiz bozuldu. Bazı insanları çok iyi anlarken bazılarını hiç anlayamıyoruz. Telefonda konuşmak ise daha zor. Doğrusu çevremiz de bizimle konuşmaya meraklı insanlarla dolup taşmıyor. Bu nedenle azimle bu konuda yol almaya çalışıyoruz. Watford Women's Centre'da bir dil kurdu bulduk. Haftada bir gün 2 saat ESOL 3 kursuna gidiyoruz. AO sınıfımızın tek erkeği. Bu güzel oldu bize. Sınıfımız da bir dünya haritası gibi Japonya, Tayvan, Polonya, Arnavutluk, Brezilya, Kolombiya, İtalya, Fransa, İran ve Türkiye'den öğrenciler var. Aklımda kalanlar bunlar. Keyifli. Aynı merkezde bir de dikiş kursu buldum kendime. Ve ilginç ama böylece bir İngiliz arkadaşım oldu. Hem de İngiltere İngilizi :) Ama öğretmenimiz İngiliz değil :)
Bunun dışında ben buradaki Türk kız arkadaşlarımla haftada bir zumbaya yakındaki kiliseye gidiyorum. Ne ilginç değil mi?! Camiye zumbaya gittiğinizi hayal edebiliyor musunuz?
Gügü'nün aktiviteleri daha fazla: Haftada bir müzikal tiyatroya, beaver'lara (bir nevi yavru kurt) gidiyor. Yarın brownie'lere katılıp deneyecek. Bu da kilise de. Bir nevi dişi yavru kurtlar. Ayrıca okulda keman derslerine başlıyor olacak. Sanırım yakında onu İngilizce dersiyle de takviye ediyor olacağız.
AO ise sadece İngilizce dersine gidiyor şimdilik.
Bana bisiklet aldık 10 Pound'a. Ama şu anda tamirde ve 60-70 Pound'a kadar da tamirciye vereceğiz. Yakında tüm aile bisikletleniriz diye umuyorum. Yamulduk her yere yürümekten.
Burada araba fiyatları çok uygun. Ama henüz araba almaya cesaret edemedik.
Yemek konusunda sorunumuz yok. Manav reyonlarında ürün çeşitliliği zengin. Tabii ki TR'dekine göre pahalı. Bira, şarap daha ucuz. Henüz uygun fiyata rakı almanın yolunu bulamadık. Türk bakkalı bulmak kolay. Türk çayı, kahvesi, çay bardağı ve rakı buradaki Türkler için gözde ürünler. İnanılmaz bir hazır yemek alışkanlığı var. Bizim sadece kıyafet satan yerler olarak bildiğimiz Marks&Spencer'lar burada zengin bir supermarket aynı zamanda. Zilyon çeşit de mikrodalgada ısıt ve ye türü yemek satılıyor. Doğrusu bir kısmı gerçekten de iştahımı kabartıyor.
Burada Decathlon ve İkea bir takım alışverişlerim için bana iyi geldi. Ama özlediğim mağazalar var: C&A, LCWaikiki, Koton, Paşabahçe, English Home gibi. TR'ye gidince buralara mutlaka uğrayacağım.
İş konusunda henüz iyi bir haberim yok. Aslında artık bayağı bir ülkeye yerleştik ve önümüzdeki asıl konumuz bu. Ben ServiceNow çalışıyorum. Umarım ekmeğimi bu üründen yemeyi başaracağım çok yakında. Niyeyse 2 aya hallolacak bu işi diye düşünüyorum. Öyle olursa harika olur.
Gün içinde etrafta dolaşırken bunu da sudabalık'a yazayım dediğim pek çok şey oluyor. Ama sanırım çoğunu hatırlayamadım şimdi. Artık hatırladıkça diyelim.

13.8.16

A new life begins

Brexit'ti, darbe girişimiydi derken geldik Londra'ya. Terleye terleye veda ettiğimiz İstanbul'dan sonra 20 derecelik, yağmur yağmayan, güneşli havasıyla Londra bizi güzel karşıladı.
Gügü zorlanıyor. Arkadaşlarını özlüyor. Sitemizi özlüyor.  
Bir koşturmacanın içindeyiz hala; ne halt ettiğimizi oturup sağ salim düşünecek halimiz yok. Önümüzde 1 yığın yapılacak iş var ama liste çıkaracak gücümüz yok. Umarım bu haftasonu toparlanacağız. Herşeye rağmen dün arkadaşlarımızı görmek ailece keyfimizi yerine getirdi.
Önümüzdeki ilk önemli işimiz ev tutmak ve vakitlice Gügü'nün okula başlamasını sağlamak.

İlk izlenimler:
- Londra gerçekten her milletten insanın olduğu bir kent
- Çok yeşil
- Ağaçları, kuşları farklı
- Metro harika bir şey
- Küçük evi sevdim
- Hala trafik yönüne alışamadık
- Şakır şukur İngilizce için hala alınacak çok yol var
- Arkadaşlarımın büyük kısmı çok uzakta
- Evde hızlı yemek yapma seçeneklerinin ve fast food alternatiflerinin çokluğu şaşkınlık verici boyutta
- Hala Türkiye gündemini takip ediyoruz

Bir takım sorulara cevaplar:
- Ankara Anlaşmasından yararlanarak UK'e geldik. Ben şirket kuracağım, AO da çalışma iznine sahip olacak.
- Bu iş için Visavis firmasından destek aldık. Ama destek almadan bu işi becerenler var. 
- Ayrıntılı bilgi www.visavis.com.tr
- Gügü devlet okuluna gidecek
- Bir sağlık sigortamız olacak
- UK'ye bir para yatırmamız gerekmedi ama hesabımızda para göstermemiz gerekti.
- Evimizi satılığa çıkardık
- Tatillerde ve sevdiklerimizi görmek için geliriz artık diye umuyoruz
- Evet Gügü şimdilik zorlanıyor ama iyi idare ediyor
- Tl'ye çevirince burada hayat pahalı ama Pound kazanan biri için hayat nasıl sorusuna cevap vermek için erken
- Burada çok sevgili dostlar var. Henüz sayısı az ama artacağına eminim
- Henüz adresimiz netleşmedi
Şimdilik bu kadar. Enerji buldukça yazarım diye umuyorum.