Kayıtlar

2006 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

2006'ya Erken Veda

Resim
2006 geldi hoşgeldi yazımı okudum. Hoşgeldi ama hiç hoş gitmedi. Bitsin o yüzden artık.

Yazmışım "Yeliz'le Muratçım olmasa hayat çok zordu". Muratçım gitti. Yok artık. 33 yaşında, doktor hatası yüzünden, efor testinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti. Arkadaşlığımız daha eski, ama 6 yıldır çok daha yakındık. Üç çok yakın kız arkadaşız biz. Murat, başta Yeliz'in kocasıydı. Sonradan ikimizin de çok yakın arkadaşı oldu. Ne derdimiz olsa ona danıştık. "Murat erkekler bu konuda nasıl düşünür" diye ona sorduk, ona da ağladık. Elinden gelen hiç bir desteği eksik etmedi. Bunca yıl içinde kalbimizde en ufak bir yara, en küçük bir acıtıcı sözü olmadı.

Geçen yıl İzmir'deydim. Onun dışında son 6 yılda tüm doğumgünlerimizi hep beraber kutladık.

Murat'ın erken kaybı çok şey öğretti bize. Ama neye yarar..

Üçümüzün de 2006'sı zorlu geçti, kötü bitti. Ama bitsin artık ve 2007 yüzümüzü güldürsün.
Resim

Güneydoğu'da Sekiz Gün

Resim
Bayram tatilinde doyurucu bir Güney Doğu Anadolu turu yaptım. Hemen rotayı veriyorum: Gaziantep'e uçakla gidiş, Adıyaman, Diyarbakır, Hasankeyf, Midyat, Mardin, Şanlıurfa, Halfeti ve Antep'den uçakla İstanbul'a dönüş. 8 gün 8 gece, 6 ayrı otel.Turla gitmedik. Araba kiralayarak benim rehberliğimde dolaştık. İki ana kaynaktan toparladım bilgileri: Nişanyan'ın Ankara'nın Doğusundaki Türkiye kitabı ve Reyan Tuvi'nin Hürriyet'in seyahat ekinde çıkan yazıları (Bunlara Hürriyet'in web sitesinden ulaşmak mümkün). Nereleri görmeli, nerede ne yenir, nerelerde kalınabilir bunları derledim. Hiçbir oteli gitmeden ayarlamadık. Urfa'daki hariç tüm otelleri gittiğimiz yerde ayarladık.Bu gezi, gezip görmek kadar yeme-içme gezisi de oldu. Tüm yemekler acılı ve etli. Aksi çok nadir.
Aklımda kalanları sıralayayım hemen...1. Gün: Daha uçaktan gördüklerim yeşilliği, bereketli ovasıyla etkiledi beni Antep. Antep'te ilk iş sabah kahvaltıya iyi olur diye duyduğumuz katme…

Balat ve Kemerburgaz Keşifleri

Çok olmuş yazmayalı. Hep de aklımdaydı. Yazayım istedim, elim gitmedi.Neler yaptım geçen zamanda?.. Ciddi birşey yok. Küçük çevre keşifleri var. Bari onlardan biraz bahsedeyim.

30 Ağustos günü tatildi malum. Uzun bir tatile çıkamadım. Günübirlik Fener-Balat keşfi yapmaya karar verdik. Arabayı Balat merkezine parkettik. İlk süpriz olarak şarkılarda geçen Agora Meyhanesi'ni gördük. Ama kapalıydı ve izbe haldeydi. Ara sokaklarda dolandık. Şans eseri yolumuz Fatih-Çarşamba'ya çıktı. Ne korkunçtu! Çok moralim bozuldu. Küçücük kız çocukları başörtülü, küçücük erkek çocuklarının başları takkeli, tarikat kıyafetleri içindeler, bütün kadınlar kapalı, bütün erkekler düzeltilmemiş sakallı... İran'da gibi hissettim kendimi... Bir hafta çıkamadım etkisinden. Çok yazık... Acıktık ama ben istemedim orada yemek yemeyi.

Yürüyerek geri döndük tekrar. Tam arabadan Balat merkezine çıkarken şarap dolu bir tekel bayi görmüştüm. Oraya uğradık. Deli şarap çeşidi vardı ve fiyatları üçe beşe şeklind…

Genç kızlığımın kahramanı Duygu Asena

Resim
Kadının Adı Yok'u okuduğumda ortaokuldaydım. Çok etkilenmiştim. Evet güçlü bir kadın olacaktım, ayaklarının üstünde durabilen, kocasına mahkum olmayan. Babamda çıktığımız yürüyüşlerde öyle diyordu bana, "okulu bitir, iyi bir mesleğin olsun ki ayaklarının üstünde durabilesin."

İki abim var. Üç kardeşiz yani. Ama ev işlerine destek daha çok benden bekleniyordu. Onların kaytarmasına benimkinden daha az kızılıyordu. Yasaklar da bana. Onlara herşey serbest. Onların sevgilileri olabilir ama benim olamaz. "Çevre ne der" kaygısı benim için daha çok hissediliyordu. Ah ben böyle dertliyken, Kadının Adı Yok nasıl ilaç gibi gelmişti. İşte haklıydım ben. Benim yanımda birisi vardı...

O kitaptan pek çok bölümü kağıtlara yazıp, başucuma gerdiğim bir kumaşa astım. Duvar, kumaş ve yatağım arasında kalan kısmı cumhuriyetim ilan ettim. Kumaşa dokunulmasına izin vermedim. Ama bir yıl sonra lisede yatılı okula başlayınca benim cumhuriyet yıkıldı tabi.

Önümdeki pek çok engeli aşmaya ça…

Dina'nın Mutfağı'ndan Cemil'in Tezgahına

Resim
İki üç hafta önce Dina'nın Mutfağı kitabına göz attım. Sefarad mutfağından yemekler var kitapta. Ama sadece yemek tarifleri değil, aynı zamanda eskinin anıları, yaşanmışlıkları da var.

Çirozdan, mumlu balıklardan bahsedilen bir bölüm var. Bunlar Beyoğlu'nda Balık Pazarı'nda da satılan şeyler. Okurken, "Niye daha önce de gördüğüm halde hiç ilgilenmedim bu dükkanlarla" diye düşündün, kızdım kendime. "İlk fırsatta keşif yapıla!", diye kararlaştırdım.

Dün de Yeniköy tarafında yapılan güzel bir pazar kahvaltısı ve Boğaz yürüşüyüşünden sonra, Beyoğlu'nda 'keşfedilim' modunda sağa sola saparak yürüyorduk ki, Dina'nın Mutfağı'nı hatırladım. Arkadaşım da hiç itiraz etmedi, hemen Balık Pazarı'na saptık. İlk mumlu balık ve çiroz satılan dükkanın önünde durup, sorularımızı yağdırdık. Çok da tatmin olmamıştık, soldaki sokağa saptık. Gene yağdırdık sorularımızı. Her iki esnaf da çok güleryüzlüydü. Biz bu yemeklerle tanışmak istiyorduk ve onlar s…

Gece Seyri

Resim
2 Gün önce kursumuzun 3. seyrini gerçekleştirdik. Kalamış, Haydarpaşa arasında gece seyri yaptık. Çok güzeldi. Hem manzara çok etkileyiciydi, hem de rüzgar yelkenlerimizi doldurdu. Böylece hem rüzgarda dümendeydik, hem de tremola, kavanca bilgilerimizi pekiştirdik.

Yeni deneyimler..

Resim
"Süpriz, yakında fotoğrafları buraya koyacağım" dedim, olmadı. Küçücük bir scooter aldım. SYM Mio 100 Siyah. Gerçekten küçücük, 87,5 kilo. Totalde 150 kiloyu bulmuyoruz yani. Bir de çok güzel renkli çiçekli-simli bir kaskım var :) Malesef şimdilik bir fotoğraf yok.

Ürkek ürkek yol alıyorum motorumla. Önce yakın civarlar derken dün atılım yapıp Merter'den 4. Levent'e kadar gittim geldim. Mio'm küçük olduğu için rüzgardan çok etkileniyor. Sanırım ben de motor alemine pek alışık olmadığım için rüzgarın sesine henüz biraz yabancıyım. Dün E5'e çıktım. Rüzgardan savrulacağım korkusuyla yan yollara attım kendimi, sonuç olarak da abuk bir rota izledim. Ama dönüşte, hadi cesaret deyip E5'den döndüm ve 75-80 km hız yaptım. Bu benim için baya iyi rakam. Son rekorum 60 km. idi. Fakat bugün sağ kolum ve omzum ağrıyor. Araba sürerken de oluyordu bu. Kendimi çok kasıyorum sanırım.

Neyse hayatımdaki yenilikler devam etti geçen hafta. Hızlı verilmiş bir kararla yelken kursu…

Üç Günlük Kefken Tatili

Resim
Üç günlük tatil planımıza Kartepe, Kefken ve Kerpe'yi aldık. Yol üzerindeki Kartepe'yi, buradaki tesisleri, hazır yol üzerindeyken görmeden geçmeyelim dedik. İlk durak olarak Maşukiye'de mola verip alabalıklarımızı yedik. Ardından Kartepe'nin yolunu tırmanmaya başladık. Beton yollar yapmışlar. Yolda güzeldi, manzara da. Telesiyejle pistlerin olduğu yerlere de gittik. Yanlış hatılamıyorsam Geyikalan tepesinde bir de kafe-restoran var. İçimden keşke yemeğimizi burada yeseydik diye geçirmedim değil doğrusu.

Yol boyunca Kerpe'ye mi gitsek Kefken'e mi diye düşündük. Okuduğumuz yazılarda, Kerpe de güneşin batışı çok güzel yazıyordu, bir de Kerpe'nin sonradan çok gelişip Kefken'e yetiştiği. Daha önceden bir pansiyona rezervasyon yaptırdığımız için Kefken'e yönlendik. Kefken'e girer girmez büyülendik. Kefken'in limanında güneşin batışını yakaladık ve renkler muhteşemdi. Sonra Kefken'in bir koy ilerisindeki Cebeci'ye yerleştik; orada da güneşi…

Yeni Bir Adım!

Yeni bir dünyaya adım attım bugün. Çok keyifli olacağını umuyorum. Yazmıyayım daha fazla. Çok yakında bir foto yerleştireyim bu konuda, süpriz olsun :)

Nisan Sonunda Marmaris

Nisan sonunda Marmaris nasıl olur sorusuna hemen cevap veriyorum, çok güzel! Uzun uzun yazacak değilim. Hava ve durum raporu vereyim dedim.

Hava çok güneşli değildi. Yağmur bile yağdı. Ama dönüşte herkes bronzlaşmışsın dedi. Havuza da girdim, denize de. Su buz gibiydi. Titredim. Ama gene de çok güzeldi. Tekne turuna da gittim, çok az katılımcı vardı. Ee bu da iyi bir şey!

Fiyatlar çok uygundu. Sezon tam açılmadığından sanırım. Bodrum'dan da, İstanbul'dan da ucuzdu.

Çoook yedim, yedimlerimden de çoook keyif aldım. Sahilde (Netsel Marina'ya tam karşıdan bakıyor. NASA heykeline yakın-bu çok komik!-) zeytinyağlılar, gene o civarda sanırım İtalyan restoranı olan bir steak house'da et yemekleri ve son olarak da Bozburun'da bir balık lokantasında zeytinyağlılar, melanur balığı, bahçeden taze toplanmış yeni dünyalar, yol kenarından alınmış çilekler (yıllardır böyle güzel çilek yememiştim) yedik. Yedilerimizin hepsinde pek memnun kaldık. Ne yazık ki hiçbir restoranın adını a…

Gaudi, Picasso, Dali, Sangria, Paella... Barselona...

Resim
Ben bu yıl leyleği havada görmüşüm gerçekten de! Dört günlük, dört bayanla yapılan, dört dörtlük bir Barselona tatilini geride bıraktım.

Camina-Tuareg Tur'la çıktık yola. İspanya'da Paskalya tatili olması nedeniyle kampanya varmış. Yarım günlük panaromik şehir turu ekstra paketimizle gezimize başladık. Montjuic'dan şehre tepeden baktık. Colombus anıtından yukarı yol aldık. Gaudi binalarının önünden geçtik, Park Güell'e vardık. Bu park da mimar Gaudi tarafından yapılmış. Barselona gezimize heyecanla başlamamızı sağladı. Gaudi gerçekten özel bir mimar. Mozaikleri, doğayla uyumlu tarzı, binalarında kullandığı eğiriler, renkler... Gaudi'ye hayran oldum. Buradan Sagrada Familia'ya geçtik. Burası ne bir kilise, ne de bir katedral. Öyle bir şey olsun ki Barselona'nın simgesi olsun demişler. Olmuş gerçekten de. Gaudi ile çıkmışlar yola. Gaudi demiş ki, "Ben başlarım ama bu proje 200 yıllık. Ben sonra gelenler kendi dönemlerine uygun bir tarzda devam ettirsinle…

Güneş Tutulması Bahane!

Resim
Türkiye'de güneş tutulması tam izlendi bu sene malumunuz. Bunun için Türkiye'nin pekçok yerine turlar düzenlendi. Hatta uluslararası organizasyonlar yapıldı. İşte ben de Manavgat tarafında Köprülü Kanyon'da uluslararası bir organizasyona katıldım. Adı : SoulClipse.

SoluClipse'e katılım için ilk rakamlar 15 bin civarı idi. En son 20 bin rakamları dolanmaya başladı. Sonuç 3 bin civarında kişinin katıldığı bir çadır kampı. Gene de çok yüksek değil mi! Dünyanın dört bir yanından insanlar vardı.

Mekan Antalya'ya yaklaşık 60 km. uzaklıkta idi. Biz de araba ya da uçakla değil organizasyonun otobüsleri ile gitmeye karar verdik. Bizim gittiğimiz gün 6 otobüs kalkıyordu. Bizim otobüste şoför hariç sadece 2 Türk bizdik. Sonradan öğrendik ki bir de Yunanistan Türk'ü varmış. Otobüsler kalksın diye beklerken katılımcıları izledim heyecanla. Saçları rastalı, enteresan tipler. Hepsi birbirinde değişik. Otobüs kalkar kalkmaz cigaralar sarıldı, içkiler içilmeye başlandı, uygun müz…

Kar Altında Moskova

Resim
Ha gittim, ha gidicem derken Mart başını buldu gitmem. Hava -8 derece civarıydı. Kar yağmadı ama heryerde kar vardı. İş seyahati... Yoksa bu soğukta ne işim var Moskova'da. Beyaz geceler de gider bir de Petersburg yapardım.

İş için olunca, vakit de kısıtlı olunca pek bir şey yapamadım tabi. Bir gece Kızıl Meydan'a gittik. Öyle soğuktu ki açık havada duramadık. Yolda yürürken alışveriş merkezlerini transit yol seçtik. Kızıl Meydan akşam vakti çok güzeldi. O renkli soğan kubbeler masallardan çıkmış gibi. Hansel'le Gratel'in çikolata evleri kadar gerçekler sanki! Meydandaki GUM, eskinin diplomatları için alışveriş merkezi imiş. Tabi şimdi de zenginler için. Ama çok güzel ışıklandırılmıştı. Meydanın güzelliğine güzellik katıyordu. Dünyanın bütün ünlü markaları var burada.

Bir günlük gezmeye vakit bulabildim. Dolayısıyla ünlü Moskova metrosunun pekçok durağından geçtim. Işıklandırmalar, duvar süslemeleri gerçekten güzel. İnanılmaz yüksek ve uzun merdivenler. Sanırım bu nedenl…

Can Muslu'dan

Resim
Bilim Teknik Dergisinin Aralık 2005 Serbest Sanal sergisinden izinsiz aldım. Umarım kusura bakmazlar. Fotoğrafla ilgili bilgiler:
Adı Soyadı: Can Muslu
Mesleği: Öğrenci(İTÜ)
Çekim Yeri: Bozburun
Fotoğraf Makinesi: Sony DSC-V1

Siirt Pazarı ve Zeyrekhane

Siirt Pazarı deyince arkadaşım, sokak aralarına kurulan gün sonunda toplanan bildiğimiz pazarlardan düşünmüştüm. Değilmiş. Sabit bir pazar bu. Bir sokak-cadde boyunca dükkanlar şeklinde. Siirt Pazarı diye geçiyor ama sadece Siirt'in değil, Adana'nın, Van'ın ve başkaca da illerin malları satılıyor burada. Yöresel peynirler, baharatlar, meyve-sebzeler ve etler. Ben şaşırdım doğrusu. Diyarbakır kuzusu diyordu mesela. Yani özellikle Diyarbakır'da yetişen bir kuzunun eti aranıyor ve gelinip buradan alınıyor mu?! Mumbarları dizi dizi asmışlar dükkanların önüne, işkembeleri... Bu yöresel yemekleri yapan bir-iki lokanta da var sokakta. Yemek isterseniz hemen burada yiyebilir ya da en azından bu yemeklerin ne menem bir şeye benzediklerini görebilirsiniz.

İşte hemen yol tarifini veriyorum. Burası Fatih Belediyesi sınırlarında. Unkapanı'ndan Aksaray'a giderken, su kemerlerinin altından geçmeden, bir ya da iki sokak önce sağdaki bir sokağa girip arabanızı parkedin. Sonra pa…

Küba Anıları – Genel İzlenimler

Resim
Hayatımın en güzel tatilini yaptım. Küba çok özel bir ülke. Karıncalar’la yaptığımız turun içeriği de çok güzeldi. Konuya nereden girsem bilemiyorum. Gün gün mü anlatsam, genel anlatarak mı başlasam...

7 günlük turumuzda Havana, Cienfiegos, Trinidad ve Santa Clara şehirlerine gittik. Hem şehir gezdik, hem denize girdik, hem de ormanda yürüyüş yaptık. Çok keyifliydi ve fakat çok da yorucuydu.


Küba’da her gidilen barda, kafede, restoranda canlı müzik var. Müzik her yerde. Tur boyunca kulağımda Küba ezgileriyle dolandım, rüyalarımda bile fonda aynı ezgiler vardı.

Kısaca CUC adı verilen convertable denilen bir para birimi kullanılıyor Küba’da. Yaklaşık 1 Euro. USD verip CUC almak isterseniz ekstra komisyon ödemeniz gerekiyor. Makul olan cepte Euro ile gitmek. Kübalılar ise Peso kullanıyorlar. 1 CUC 24 Peso. Kübalılar’ın maaşı ayda 15-20 $ civarında imiş. Onların 3 Peso aldıkları, turistlere 3 CUC sanırım. Küba sosyalist ülke malum. Bu nedenle değişik kurallar var. Halkın alışveriş yaptığı ma…

2006 geldi, hoşgeldi!

Ee bilimum köşe yazarları yeni yıl yazısı yazar da ben niye yazmam. Benim bir köşeden öte, bir sitem var, hah!!

2005 biterken benim de hayatımda yeni bir sayfa bitti. Bir takım sıkıntılarla uğraşmak zorunda kaldım. 5-6 kilo verdim son aylarda. Ama ben ne şanslı kişiymişim ki kendimi zorda hissettim ama hiç yalnız hissetmedim. Dertlerimi paylaşacağım, elinden gelen desteği esirgemeyen, bana güç veren dostlarım vardı. 5 yıl kadar önce de hayatımda yeni bir sayfa açıyordum ve o zaman çok yalnızdım. Yeliz'le Muratçım olmasa hayat çok çok zordu. Onlar tuttular kolumdan. Ama bu sefer çok arkadaşımı hissettim yanımda. Bu geçen 5 yıl iyi geçmiş dedim kendime. Yeni ve güçlü bağlar kurmuşum kendime.

2006 başlarken de yeni bir sayfa açıyorum. Sıkıntılarım bu ayın sonuna kadar bitecek diye umuyorum. Çok güzel bir yıl beni bekliyor. Öyle eminim ki bu yılın güzel olacağından! Daha Aralık ayında çevremde pek çok insanın iyi haberleri de bu yılın güzelliğine delalet.

Sevgi Gönül'ün bir yılbaşı …