23.5.06

Üç Günlük Kefken Tatili

Üç günlük tatil planımıza Kartepe, Kefken ve Kerpe'yi aldık. Yol üzerindeki Kartepe'yi, buradaki tesisleri, hazır yol üzerindeyken görmeden geçmeyelim dedik. İlk durak olarak Maşukiye'de mola verip alabalıklarımızı yedik. Ardından Kartepe'nin yolunu tırmanmaya başladık. Beton yollar yapmışlar. Yolda güzeldi, manzara da. Telesiyejle pistlerin olduğu yerlere de gittik. Yanlış hatılamıyorsam Geyikalan tepesinde bir de kafe-restoran var. İçimden keşke yemeğimizi burada yeseydik diye geçirmedim değil doğrusu.

Yol boyunca Kerpe'ye mi gitsek Kefken'e mi diye düşündük. Okuduğumuz yazılarda, Kerpe de güneşin batışı çok güzel yazıyordu, bir de Kerpe'nin sonradan çok gelişip Kefken'e yetiştiği. Daha önceden bir pansiyona rezervasyon yaptırdığımız için Kefken'e yönlendik. Kefken'de güneşin batışı
Kefken'e girer girmez büyülendik. Kefken'in limanında güneşin batışını yakaladık ve renkler muhteşemdi. Sonra Kefken'in bir koy ilerisindeki Cebeci'ye yerleştik; orada da güneşin batışı çok güzeldi. Son gün dönerken Kerpe'nin de güneş batışını gördük ki güzel olmakla birlikle en vasatı oydu malesef.

Kefken pek hareketli değildi. Bir tane açık balık restoranı bulamadık. Akşam yemeğinde pideye fit olmak zorunda kaldık. Neyse ki lezzetliydi. Cebeci'ye yerleştik demiştim. Rahvalı Pansiyon'da kaldık. Önünden sadece sahilyolu geçiyor. Denize sıfır sayılır. Arkasında da çok büyük ve yemyeşil bir bahçesi var. Grup gelenler bu bahçenin mangal keyfiyle tadını iyi çıkardılar. Kıskandım doğrusu! Oda başı 35 YTL. Çok da güleryüzlü bir bayan işletiyor. Biz zor yer bulduk ki, hiç de beklediğim gibi bir tatil kalabalığı yoktu. Gidecek olanlara mutlaka önceden rezervasyon yaptırmalarını tavsiye ederim. İşte bu da telefon numarası: 0262 566 70 65.


Bir de kahvaltı için öneride bulunmak isterim. Kefken'in merkezinde Deniz Kafe var. Denizin kenarında ama daha önemlisi güzel bir bahçe içinde. Buraya oturmadan önce gene fırından öncelikle gevrek alın, sıcak sıcak ve İstanbul'unkinden çok daha güzel. Ama Ekşioğlu pidecisine sırtınızı verdiğinizde gözüken fırından değil, ilerisindekinden (Dia marketin yanında). Fırının karşısındaki gazete satılan marketten de peynir, zeytin, domatesinizi alın öyle gidin Deniz Kafe'ye. Onlar sizin için domatesinizi yıkıyor, tabak, bıçak, çatal veriyorlar. Keyifli kahvaltınıza akasya ağaçlarının kokusu eşlik edecek.

Pazar günleri, hemen Deniz Kafe'nin yanında, Kefken'in pazarı kuruluyor. Kahvaltıdan sonra uğranabilir. Biz meyvelerimizi buradan aldık da yola çıktık. İstanbul'dan ucuzdu. Bir de değişik Karadeniz otları vardı. Ege'deki gibi, tavada kavur, istersen üstüne yumurta kır. İki çeşidini aldım ama maalesef henüz ne deneyebildim, ne de adlarını hatırlıyorum. Gariban kentli ben, bunlar ne baharatları acaba diye dolandım pazarda, meğer tohummuş; bunlar ne otları, kokusu nasıl diye atladım, onlar da fideymiş. Cahillik dizboyu vesselam.
bakakalırım giden geminin ardındanCebeci'nin denizi sığ ve sakin. Keyifli bir denizi var. Plajın bittiği yerde orman başlıyor. Yıllar sonra denizde voleybol oynadım, ne özlemişim ne özlemişim! Bir de sahilde bulduklarımızla gemi yapıp yüzdürdük. Şansımıza rüzgar da kıyıdan denize doğru esiyordu. İlk defa yaptım bunu. Meğer ne keyifliymiş. Üzüldüm çocukken hiç yapmadığıma. Üstüne de sponsor olarak suda balık yazdık :) Ama gemi açıldı açıldı ve görünmez olduktan sonra hüzünlendim. N'aptı, nerelere gitti çok merak ettim. Böyle de bir yan etkisi oldu maalesef! Hala merak ediyorum yüzüyor mu, battı mı, karaya mı oturdu...
bakakalırım giden geminin ardından
atamam kendimi denize
dünya güzel!

Dönüşte biraz gecikmiştik ama gene de hem Kefken Cebeci arasındaki Pembe Kayalar'a, hem de Kerpe'ye uğramadan Kerpe - Mağaralaredemedik. Pembe Kayalar beni ek etkilemedi. Ama Kerpe'deki mağaralar denilen yer çok etkileyiciydi. Kerpe kesinlikle Kefken'e göre çok hareketli. Pekçok balık restoranı var. Bir de uzaktan gördüğümüz 5 yıldızlı Varuna Oteli vardı. işletmeciliğini Varan yapıyormuş. Sanırım geceliği çok daha pahallıdır ama önünde özel plajı olmasından dolayı yaz kalabalığında iyi olabilir. Güvenilir bir veri olamamakla birlikte bana göründüğü kadarıyla Cebeci'nin denizi daha keyifli.


Yol yaklaşık İstanbul Avrupa yakasına 3 saat. Tabii kaza yoksa.. Üç günlük tatil için buralara gelip tadına bakılır derim.

17.5.06

Yeni Bir Adım!

Yeni bir dünyaya adım attım bugün. Çok keyifli olacağını umuyorum. Yazmıyayım daha fazla. Çok yakında bir foto yerleştireyim bu konuda, süpriz olsun :)

3.5.06

Nisan Sonunda Marmaris

Nisan sonunda Marmaris nasıl olur sorusuna hemen cevap veriyorum, çok güzel! Uzun uzun yazacak değilim. Hava ve durum raporu vereyim dedim.

Hava çok güneşli değildi. Yağmur bile yağdı. Ama dönüşte herkes bronzlaşmışsın dedi. Havuza da girdim, denize de. Su buz gibiydi. Titredim. Ama gene de çok güzeldi. Tekne turuna da gittim, çok az katılımcı vardı. Ee bu da iyi bir şey!

Fiyatlar çok uygundu. Sezon tam açılmadığından sanırım. Bodrum'dan da, İstanbul'dan da ucuzdu.

Çoook yedim, yedimlerimden de çoook keyif aldım. Sahilde (Netsel Marina'ya tam karşıdan bakıyor. NASA heykeline yakın-bu çok komik!-) zeytinyağlılar, gene o civarda sanırım İtalyan restoranı olan bir steak house'da et yemekleri ve son olarak da Bozburun'da bir balık lokantasında zeytinyağlılar, melanur balığı, bahçeden taze toplanmış yeni dünyalar, yol kenarından alınmış çilekler (yıllardır böyle güzel çilek yememiştim) yedik. Yedilerimizin hepsinde pek memnun kaldık. Ne yazık ki hiçbir restoranın adını almamışım; bir dahaki sefere artık :)

Nerdeyse unutuyordum... En inanılmazı şans eseri Tübitak'ın web sitesinde bulup, Suda Balık'a koyduğum Can Muslu'nun fotoğrafındaki kayığa (http://sudabalik.blogspot.com/2006/01/can-musludan.html) Bozburun'da rastladım. Çok inanılmazdı, sanki kaybettiğim kayığımı bulmuşum gibi hissettim kendimi.