2.8.06

Genç kızlığımın kahramanı Duygu Asena

Kadının Adı Yok'u okuduğumda ortaokuldaydım. Çok etkilenmiştim. Evet güçlü bir kadın olacaktım, ayaklarının üstünde durabilen, kocasına mahkum olmayan. Babamda çıktığımız yürüyüşlerde öyle diyordu bana, "okulu bitir, iyi bir mesleğin olsun ki ayaklarının üstünde durabilesin."

İki abim var. Üç kardeşiz yani. Ama ev işlerine destek daha çok benden bekleniyordu. Onların kaytarmasına benimkinden daha az kızılıyordu. Yasaklar da bana. Onlara herşey serbest. Onların sevgilileri olabilir ama benim olamaz. "Çevre ne der" kaygısı benim için daha çok hissediliyordu. Ah ben böyle dertliyken, Kadının Adı Yok nasıl ilaç gibi gelmişti. İşte haklıydım ben. Benim yanımda birisi vardı...

O kitaptan pek çok bölümü kağıtlara yazıp, başucuma gerdiğim bir kumaşa astım. Duvar, kumaş ve yatağım arasında kalan kısmı cumhuriyetim ilan ettim. Kumaşa dokunulmasına izin vermedim. Ama bir yıl sonra lisede yatılı okula başlayınca benim cumhuriyet yıkıldı tabi.

Önümdeki pek çok engeli aşmaya çalışırken Duygu Asena'dan çok güç aldım. Duygu Asena bir dönem Türkiye'yi sarstı. Ama o dönem sessiz sedasız hiçbir şey olmamış gibi kapanmadı.