Kayıtlar

Mart, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

50 yıllık can yoldaşlığı

Pek çok pazar günü gibi pazar gazetelerini aldım. Pazar eklerine bayılırım. Evde kahvaltı hazırlamaya üşendim ve hemen evin altındaki börekçiye yerleştim. Ayşe Arman'ın ropörtajını okumaya başladım. Hasan Pulur'un eşinin vefatıyla biten 50 yıllık beraberliğinin ardından hislerini okudum. Can yoldaşımı, hayat arkadaşımı kaybetttim, diyor Hasan Pulur. Ne şanstır 50 yılını keyifle geçirebileceğin bir hayat arkadaşına sahip olmak. Okudum, okudukça duygulandım, börekçide göz yaşlarıma hakim olamayıp eve dar attım kendimi. İşte ropörtajın linki: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6196456.asp?yazarid=12

tanrısal erkin bedende beliren imgesinden korkanların yazgısı

bir tek beni haksız kıldın.
içtiğim suyun, sûretimi gizlediğim aynanın önünde. gözlerimi ayıramadığım sevinç,
dokunamadığım umut karşısında,
bir harfte bıraktın. herkese aynı dili verdin babil'de. bir beni yaban tuttun.
boğuk ve yabancı bir hırıltı kaldı sesim.
katına miraç eden kalabalıkta ben, koşumsuz bir binekten
bile yoksun kaldım.

güvercin öldü, boynu son kez uzandı mavi atlasa.
beni öldürmedin. yaşama sevinci soktun, yaşamla arama.
arafta bırakmak için önce sesimi, sonra adımı aldın;
adını adımdan çekerek.
adımlayarak ara yeri, kapanmayacak daireyi dolaşmaya yargıladın.
suda gezinesi bir gize mahkûm.
yaklaştıkça artan anafora doğru, cismimden ağırlığı aldın.

kendini haksız kıldın.
öldürmeyerek. yarattığın suyu, seyrettiğin sûreti yabancı gördün.
sevinç ve umuttan sürdün kendini.
harflerin uyumunu yitirdin. konuştuğun dili parçaladın,
sesini kendinden esirgedin. düzlükteki
dirimi, doruktaki cesede değiştin.

gözlerindeki fer söndü çocuğun. son bir çakımla bakan yeryüzüne.
bakışın değdiği yeri bir…

İzmir'e bahar çok güzel gelmiş

Resim
Cumartesi gecesi dışarı çıktım. Alsancak kaynıyordu. Havalar güzelleşince insanlar sokaklara dökülmüş, 2 ay öncesine göre çok farklıydı.

Pazar günü yazlığa gittik. Bahar çok daha güzel hissediliyordu, çiçekler coşmuştu. Ama malesef 3 günlük tatilin en soğuk günüydü ve denize girebilir miyim diye kurduğum hayallerin hiç de gerçekçi olmadığını gördüm. Çantamdaki bikinilerim ıslanamadan geri döndü.

Pazartesi ise izin almıştım. Yola çıkmadan biraz Kordon havası alayım diyerek attım kendimi yollara. Otobüs Hatay Caddesinden gidiyordu. Cadde üzerindeki her iki bina arasından deniz ışıldıyordu. Ne güzellik!

İkiçeşmelik'te indim otobüsten, Kemeraltı'na arkadan girdim. Ben küçükken babamın elinden tutar , her cumartesi uzun uzun yürürdük. Kemeraltı'nda babam mutlaka bana turşu suyu, muzlu süt ve karışık tost alırdı. Saatlerce yürürdük. Canım babam, bazen bana birşeyleri alsın diye saatlerce ağlardım ve o gene de diğer hafta beni yürüyüşe götürürdü. O zamanlar Çankaya'da bit pazarı…

2 Günlük Ankara Keyfi

Resim
Sadece haftasonu Ankara'ya gittim. Trenle gidiş, otobüsle dönüş. Arkadaşımı ziyarete gittim, daha pek çok arkadaş edinip, hoş insanlarla tanışıp döndüm.

Karaköy'den vapura bindim, Haydarpaşa gitmek için. Hava güzeldi. Vapurun yan tarafındaki koltuklara oturdum. Nasıl güzel bir eski İstanbul manzarası, Topkapı Sarayı'nın ve camilerin ışıkları, martılar, dalgalar vapura çarpıp yükseldikçe açığa çıkan mis gibi deniz kokusu ve gökte dolunay. Şairin "Ben Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşüne severim" demesi aklıma geldi. İstanbul uğurladı beni ve geri dönüşümü garanti etmek istercesine çok çok güzeldi.

Tren Garı'na erken varınca direk restoran vagonuna bir bayanın karşısına yerleştim. Biraz kitap, biraz şarap derken, etrafı seyretmeye başladım. Vagon tamamen doldu. Birbirini hiç tanımayan insanlar kısacık bir zaman diliminde çok koyu sohbete daldılar. Kıskandım onları. Ben de karşımdaki bayanı dürtükledim ve güzel bir sohbet başladı. Ortak bir zevkimizle ga…