23.11.07

Paul Cumes, iklim değişiklikleri üzerine..

22.11.07

Biz Cinli'yle evleniyoruz

Evlenicez işte. Nerdeyse 2 hafta oldu bu konuyu konuşalı. Ee işte ben de buraya yazmadan bu kadar durabildim.
Büyük aşk :)Bu geçen süre zarfında görüşebildiğimiz arkadaşlarımız ve ailelerimize söyledik anca. Cinli'yle yaptığımız planlara göre ben haftaya aileyle tanışmak üzere Ankara'dayım. Bayramda da İzmir'deyiz ki o bizimkilerle tanışsın diye. Sonra da umuyoruz ki Ocakta yüzük takmış olacağız. Bir de sık sorulan soru var ki ne zaman bu işi sonuçlandıracağımız. Şimdilik görünen o ki Haziran ayında. Elbette bu hiç kesin değil. Ben Haziran ayında hava güzel olur evlenmek için, dedim, yetkili mercilerce kabul gördü. Şimdilik sık sorulan sorulara, kesin olmayan ilk cevapları veriyorum: İstanbul'da yaşayacağız, Ankara'da nikah olacak, hevesli arkadaşlara göbek atma imkanı sunup sunamayacağımız henüz kesinleşmiş değil. Sorulan çok da bir şey yokmuş. Bu kadar işte.
Çok heyecanlıyım. Cinli'yle evlenmek umduğum bir şeydi, olmasa zordu. Anlaşıldı değil mi, Cinli Ankara'dan ya da onun deyimiyle Anakara'dan. Zordu işte oralara gidip gelmek. Ona da, bana da... Sonuçta uzun süreler için zor bir mesafeydi aramızdaki. Heyecanlıyım, onca aklımda olmasına rağmen. Ama çok keyifliyim. Jüpiter o yıl hangi burcu ziyaret ediyorsa, o burçtaki kişinin hayatının aşkını bulması çok muhtemelmiş. Bu yıl benim burcumu ziyaret etti ve ben Cinli'yi buldum.
Bir yanım hayallere dalıp giderken, diğer yanım beni yeryüzünde tutmaya çalışıyor. Bir yandan çok güzel neşeli bir düğün ve balayı istiyorum, bir yandan olabilenin en iyisine razıyım. Yeter ki biz böyle mutlu, keyifli olmaya devam edelim. Bu ikisinin ortası gerçekleşecek biliyorum.
Yaklaşık 8 aydır birlikteyiz. Bu arada bizi haberimiz olmadan bize yakıştıran ve tanıştıran Güloma teşekkürü bir borç bilirim (Gülom, canımcım sağol, haklı çıktın). Cinli, çok neşeli ve çok sevgi dolu. Çok şanslı hissediyorum kendimi, onu bulduğum için. Çok, milyon çok şey yazasım var ama yazmayayım. Ne diyeyim, kıssadan hisse olay budur :D

5.11.07

Aile üzerine..

Dün bir film izledim. Gene ağlaya ağlaya. Ferzan Özpetek'in Bir Ömür Yetmez filmi.

Filmde adamın anlatmak istediği bu değilse de aile konusu takıldı aklıma. 2 sevgili. Birisinin beyin kanaması sonrası hep bir cihaza takılarak yaşaması ihtimali var, ailesi tedavisini uzaklarda devam ettirmeyi düşünüyor. Sevgilisinin bu konuda ne düşündüğünün önemi yok. Ölüyor. Öldükten sonra yakılmalı mı gömülmeli, sevgilisi araya girip ölenin ne istediğini söylüyor. Babası sevgilinin söylediklerine önem veriyor ama resmi olarak bu söyledikleri havada bir balon olup uçup gidebilir.

Halbuki yaşarken ne farklıydı. Babasına rağmen sevgilisiyle beraber olmuş ve babasıyla ilişkisini koparmıştı. Bu da ne sık rastlanan bir durumdur. Ananı babanı karşına alırsın, illa sevgilim dersin. Belki ilişkiler kopma noktasına gelir, yıllarca karşılıklı haber alınmaz. Sevgilin hayatının odak noktasıdır. Ailenden çok sevgilini görürsün. Bazen kendinden birşeyler verir, gene de onunla olmaya devam edersin. Birgün hiç istenmese de biri bu dünyadan göçebilir ve eğer ki evlenilmemişse artık o sevgilinin ne dediğinin önemi sadece ailenin insafına kalmıştır. Yasalar önünde hiç bir değeri yoktur.

Toplumdur, düzendir denildiğinde yasaların varlığı ve içeriği makul elbette. Ama hoş mu, hayır. Benim yakın zamanlarda düşündüğüm şuydu: Abim evli olduğu için artık onun ailesi eşi ve o. Benim ailemse, bekar olduğum için, annem, babam ve ben. Halbuki bir sevgilim olsa, canım bir tanem olsa bile nafile. Ben onunla benden ailem diye konuşsam olmaz. Bırakın yasaları, günlük konuşma alışkanlıklarımız bile buna izin vermez.

Garip, hayatımız çelişkilerle dolu.