Kayıtlar

2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yaşasın çalışmak!

Resim
Yaklaşık 2 hafta önce iş hayatına geri döndüm. İlk 3 gün öğlenleri kızımı gördüm. Güneş'i özlemesine özlüyorum ama işe geri dönmek de çok güzel.

Güneş en güzel döneminde. Yatıyor kalkıyor büyüyor. Bir gün el sallıyor, bir gün ayağa kalkıyor, bir gün ba-ba-ba diyor, bir gün dişi çıkıyor... Her gün bir numarası var. Çok kıpırdak ve çok güler yüzlü. Bu dönemde yanında olmak çok keyifli ama bir o kadar da yorucu. Her an her yere emekleyerek ya da ayağa kalkarak uzanabilir, birşeyleri ağzına atabilir ya da çekerek üstüne birşeyler devirebilir. Devamlı yakın takipte izlemek gerekiyor.
Ev kadınlığı dünyanın en zor işi. Yaptığın işleri kendi kendine saysan sayamıyorsun. Bütün gün evdesin ama işler hiç bitmiyor. Ve gün sonundaki yorgunluk inanılır gibi değil. Yoruldukça insanın birşeylere takıp kızası geliyor. Kocandan gayrı kime kızabilirsin ki! Küçücük bebeğe değil tabi ki. Velhasılı evde daha uzun süre kalsaydım kocasına dır dır edip, herşeyden şikayet eden bir kadına dönüşebilirdim. Bun…

Amcam babama iki kabak kiralamış!

Resim
Güneş'imi denize babamla birlikte soktuk. Onun can simidini dişlemelerini, ayaklarını çırpıp gülümsemelerini seyrederek coştuk. Güneş'i ananesine teslim ettikten sonra babamla yüzmeye devam ettik. Babama yüzmeyi nasıl öğrendiğini sordum. Amcam onu öğretmen okuluna kayıda Antalya'ya götürmüş. Denize gitmişler ve amcam babam için iki kabak kiralamış. Kabakları babamın beline bağlamışlar ve babam ilk olarak denize belinde iki kabakla girmiş. Daha sonra okulun havuzuna bodoslama atlayarak ve kocaman Aksu ırmağının kolu olan bir derede debelene debelene kendi kendine yüzmeyi öğrenmiş.

Demek eskiden can simidi olarak kabak kiralanırmış! Babam bunu anlattığından beri ara ara düşünüyorum: Kurutulmuş büyük su kabakları. Bu kabağı kiraya verenler ve kiralayıp yüzenler... Çok neşeli! İnternette bununla ilgili bir şey bulur muyum diye aradım ancak şunu buldum: Yılmaz Güney'in İnce Cumali filminde, Cumali gözetlediği kızı daha yakından görebilmek için kabakları bağlayıp kendini su…

Güneş bayrak açtı ve ben tekrar hala oldum

Resim
Güneş bayrak açtı. Kuzeninin de doğmasıyla "Ben artık abla oldum, kendime blog isterim. Blog köşelerinde süründürme beni" dedi. Ve kendine blog edindi, kalemi de aldı eline: http://guneshane.blogspot.com
Doğrusu, ben de memnunum bu işten. Benim sudabalık'ım da bir karakteri var canım. Herkes kendi bloguna!
Bu arada küçük abimin oğluşu da doğdu. Minik sarışın mavi gözlü bir kedi. Kedi yavrusu gibi ağlıyor. Henüz bir adı yok. Çok tatlı çoookkk. Benim kızım da kocaman kaldı onun yanında.

Annelik üzerine

Resim
21 Nisan'da 3 aydır anne olmuş olacağım. 3 Ay nasıl geçti anlamadım. Hem uzun, hem kısa. Her gece yatarken, bakalım yarın nasıl bir gün olacak, diye düşünüyorum. Gece uyandığında emdikten sonra hemen uyuyabilecek mi, toplamda iyi uyumuş olacak mıyız, yarın kakasını rahatça yapabilecek mi, yoksa yapamayıp zorlu bir gün mü olacak, dışarı yürüyüşe çıkabilecek miyiz, kahvaltıya ekmek-süt var mı, yoksa uyurken hızlıca gidip alıp gelmem mi gerekecek, uyumazsa kucağıma alıp giderim artık vb. bunlar günlük rutin sorular. Her alt değiştirme yaklaşık 15 dakika. İki akşamda bir yıkanma.
Her gün 3 öğün yemek yemek en büyük zorluk. Ben ki o kadar yemek yemeyi severim, 3 öğün fazla geliyor. Fakat 3 öğünden fazla yemeye ihtiyaç duyuyorum. Yemek önüme hazır gelse ne güzel olacak. Ama tabi Güneş'in de yemek yemem için bana izin vermesi gerekiyor. Yemeğin önüme hazır gelmesini geçtim, her gün öğlen ve akşam yemeğinde ne yeneceğini çıkarmak ve en azından bir kısmını Cinli gelmeden iki arada hazı…

Güneş 8 haftalık

Resim

Güneş büyüyor..

Resim
Benim sinek siklet kızım gitgide büyüyor. Hastaneden 2530 gr olarak çıkmıştı; şimdilerde 4 kilonun üzerinde. Kaşı gözü oturdu biraz. Ama hala kime benzediği belli değil.
40'ı geçen pazartesi çıktı. Babannesin verdiği bilgiler doğrultusunda başının üstünden elekle su döktük.

Fırsat buldukça, hava izin verdikçe kızımı alıp sokağa çıkıyorum. Ama biraz stresli oluyor. Yol boyunca sevenler kadar öğüt verenlerle de karşılaşıyorum. Geçtiğimiz haftasonu ilk gezmesine götürdük Güneş'i. Gidişimizin 5. dakikasında kakasını yaptı. Öyleki paçalarından taşacak, ev sahibesinin üstünü değiştirmesine sebep olacak kadar.

Elbette klasik Oya gezmeleri planlayacak durumum yok. Ama Nisan ve Mayıs aylarına birer İzmir ve Ankara seyahati planladık. Ve hatta Haziran sonuna bir Bodrum tatili bile ayarladık. Ama malesef ancak bir tatil köyüne. Ufak çapta gezme çalışmalarına devam...

Annelik çok zormuş. Dinlediğim hikayelere göre, Güneş çok uslu, sorunsuz bir bebek. Ama bana gene de zor geldi. Bir keresinde…

Güneş doğdu!

Resim
20 Ocak günü doktor kontrolüne gittik ve 2 Şubat için sezaryan tarihi belirledik, odamızı seçtik evimize geldik. Herkeslere de 2 Şubat haberini verdik. Fakat 21 Ocak saat 5:30 gibi altıma yapıyorum galiba hissiyle uyandım. Tuvalete gittim geldim, hala bacaklarımdan sular akıyor. Cinli'yle konunun müzakeresini yaptık. Karar verdik ki suyum gelmiş. Önce hadi mesai saatine kadar uyuyalım dedik. Sonra ben dayanamayıp Paşa doktoru aradım. Hadi hastaneye dedi. Bi yıkansam dedim, izin verdi. Yıkandım ve tam da içini yeni tamamladığım hastane çantamızla ana kucağı denen aleti alıp hastanenin yolunu tuttuk.
Hastanede boş oda yoktu ilk başta. Bir odacıkta Cinli'yle uyuyarak Paşa doktorun gelmesini bekledik. (Yanlış anlaşılmasın doktorumun adı Ali Paşa Oskay, Paşalığı oradan yani). Bu arada daha dün 2 Şubat olarak değiştirdiğim statülerimi, Gtalk, Msn ve Facebookta doğum bugün olarak değiştirdim. Bu da blackberry telefonun güzelliği işte. O dakikadan sonra telefonlar yağmaya başladı. Ben …