12.8.09

Amcam babama iki kabak kiralamış!

Güneş'imi denize babamla birlikte soktuk. Onun can simidini dişlemelerini, ayaklarını çırpıp gülümsemelerini seyrederek coştuk. Güneş'i ananesine teslim ettikten sonra babamla yüzmeye devam ettik. Babama yüzmeyi nasıl öğrendiğini sordum. Amcam onu öğretmen okuluna kayıda Antalya'ya götürmüş. Denize gitmişler ve amcam babam için iki kabak kiralamış. Kabakları babamın beline bağlamışlar ve babam ilk olarak denize belinde iki kabakla girmiş. Daha sonra okulun havuzuna bodoslama atlayarak ve kocaman Aksu ırmağının kolu olan bir derede debelene debelene kendi kendine yüzmeyi öğrenmiş.

Demek eskiden can simidi olarak kabak kiralanırmış! Babam bunu anlattığından beri ara ara düşünüyorum: Kurutulmuş büyük su kabakları. Bu kabağı kiraya verenler ve kiralayıp yüzenler... Çok neşeli! İnternette bununla ilgili bir şey bulur muyum diye aradım ancak şunu buldum: Yılmaz Güney'in İnce Cumali filminde, Cumali gözetlediği kızı daha yakından görebilmek için kabakları bağlayıp kendini suya atıyormuş. Fakat kabaklar Yılmaz Güney'i taşıyamadığı için Yılmaz Güney dublör kullanmak zorunda kalmış.

Babamın gençliğinde çok zayıf olduğunu biliyordum. Demek ki kabakların taşıyabileceği kadar zayıfmış :)

Yılmaz Güney'le ilgili söz konusu bilgiler için:
- http://www.otomatikportakal.com/ince+cumali.htm
- http://arsiv.sabah.com.tr/2001/12/05/m01.html
- http://www.sinema9.com/ince-cumali-sinema-film-izle.html : Filmin 26. dakikasında söz konusu sahneler var.