Bir yılın kısa değerlendirmesi

Çok oldu yazmayalı. Yazmaya yeltenmedim değil. Hatta çok uzun bir yazı da yazdım ama sonunda baktım ki hep ağlamışım. Vazgeçtim yayınlamaktan.

Yazamadım çünkü iş bulmam çok uzun sürdü. 10 ay kadar.. Bu arada korkular bastı, stres olduk, depresyonlara girdik çıktık. Ama 1 ayı geçti çalışıyorum, artık yazabilirim. :)

Bir yılı geçti gelişimiz. Her ne kadar Türkiye'deki konforumuzu geride bıraktıksa da memnunuz geldiğimize. Zor, mücadele dolu bir yıl oldu. Kendi çapımızdaki mücadelemiz daha da sürüyor. 

Geçen yıl içinde İngilizce, dikiş ve yardımcı öğretmenlik kursalarına katıldım. Evde online eğitimlerle ServiceNow, web programming ve Selenium Web Driver çalıştım. Düzenlediğim CV'nin haddi hesabi yok. AO da İngilizce kursuna gitti, masaj diplaması aldı ve bir terapi aletinin kullanımına dair diploma aldı. Belki kariyer planlamasını tamamen farklı bir yöne kaydıracak. Gügü ise en kolay uyum sağlayan oldu. İngilizcesi süper bir hızla ilerledi. İzciliğe 'beaver' olarak başladı, ekibindeki tek kız olmasına rağmen 'cubs' olarak devam ediyor. Biz olmadan 2 gecelik çadır kampına bile katıldı. Cimnastiğe devam ediyor. Arada keman, street dance gibi okul kurslarına katıldı. Ocak'taki doğum gününe 10 küsur arkadaşı geldi. Yarısı Türk, gerisi İngiliz (galiba 1 tane), Romanyalı, Pakistanlı, Polonyalı, Fransız. Gügü'nün dersleri nasıl derseniz, bizim tavşan tembel biraz. Anasının okul başarısını gösteremeyeceği netleşti. Bayağı bir İngilizce ve matematik takviye dersi aldı. Ama daha çok yolu var. Hiç bir şeye öyle çok bir merakı yok. Tek heyecanı oyuna. Arkadaşı olsun ve oyun oynasın. Hayattan başka bir beklentisi yok :)


Düzenli olmasa da spor yapmaya devam etmeye çalışıyorum. En düzenli yaptığım kilisede düzenlenen zumba derslerine katılmak oldu. Sonradan 5 Km koşu dersine katıldım. Bundan sonra hedefim haftada 1 gün zumba, 1 gün de koşu ile devam etmek. Park run organizasyonu var. Aslında Dünya çapında pek çok ülkede olan parkta yapılan 5 Km'lik koşu organizasyonu bunlar. Benim gibi tek başına hiç bir şey yapmak istemeyenler için cazip. Çoluk çocuk, yaşlı genç, şişman fit her tipten koşan var. Bir de gönüllüler oluyor kenarlarda, harikasın bravo iyi gidiyorsun falan diyorlar sen koşarken, çok komik! Bunca spora çok kilo aldım. En az 5 kilo ve hatta 7 kilo vermem gerekiyor. AO da benim durumumda. Onun bir de diz ağrısı falan çıktı ortaya. Bakalım artık. Bu yılın hedefi iş hayatını iyice oturtmak ve kilo vermek.

Burada bir Türk grubumuz var. 5 aileyiz temelde görüşen. Daha da arkadaşlarımız var. Türk olmayan arkadaşımız ise yok gibi. Bir Fransız aile ile arkadaşız İngilizce kursundan. Pek çok aile gibi "aman çok Türkler'in içinde olmayalım, karışalım ahaliye" diye buralara geldikse de insanların bizi kucaklarını açıp beklemediklerini anlamamız uzun sürmedi. 

Buralarda pek İngiliz yok :) Londra nüfusunun yarısı kadarlar sanırım. Çalışmaya başlayınca İngilizlerle temasım arttı. İş yerindeki İngiliz oranı sokaktakinin oranından daha yüksek.
Bu arada İngilizce denen şeyin ne kadar değişken olduğunu da buraya gelince öğrendik. Bir kere biz Amerikan İngilizcesi öğrenmişiz. Pek çok kelimenin telaffuzu çok farklı. İskoçların, İrlandalıların, batı Londralıların, Hintliler'in vb herkesin farklı bir İngilizcesi var. Ben İskoçların müzikli İngilizcesini sevdim :) Bir de şunu anladım ki "r" harfi ile sorunları var. Here, farm, for, are, problem gibi kelimelerde "r" yok. Path, fast kelimeleri "a" ile söyleniyor. Böyle işte zor zor öğrendiğimiz ingilizceyi tekrar öğreniyoruz.

Geldiğimizin 2 ay sonrasında Türkiye'ye gittik ve evimizi sattık. Artık sevdiklerimiz dışında mal mülk olarak TR ile bağımız kalmadı. 

Bir tatilde 2. el aldığımız çadırla 3 gece için New Forest tarafına gidip kamp yaptık. Denizi gördük. Sonra da dönüp çadırımızı sattık. UK'ye gelmemizin netleşmesi ile internetten 2. el eşya satışına başladım. Burada da internetten 2. el eşya alım satım konusunda inanılmaz iş yaptım. Bir önceki yazıda bahsettiğim evden benzer başka bir eve taşındık. Biraz daha iyi durumda ama eşyasızdı. Koltuk, TV ve yatak dışında sanırım hiç bir şeyi sıfır almadık. Mobilya montajında büyük bir ilerleme kat ettik. AO ile süper bir ekibimiz. Ama hala genelde bir kerede sonuç alamıyoruz. 

Bu aysonunda bir bank holiday var (resmi tatillerin adı bu) 3 günlük. 3 Aile ev kiraladık biraz batıda. Heyecanla bekliyoruz. 

Burada okul takvimi farklı. Eylül başında açılıyor okullar. Bir okul yılında 3 dönem var. Her dönem arası 2 hafta, her dönem içinde de 1 hafta tatil var. Yaz tatili de 1,5 ay. Gügü özlüyor okulunu. Bu sene year 4 öğrencisi olacak. Öğretmenleri her yıl değişiyor. Bu yılki öğretmeni başı kapalı çıtı pıtı genç bir bayan olacak. Soyadı da Ali.

Çok güzel bir şehir Londra. Her şey var içinde. Thames'in akşam ışıklarında görüntüsü Boğaz'ı aratmaz. Şehir merkezinde yeşillik az ama gene de çok güzel parklar var. Hele bizim Watford civarındaki parklar, ormanlar ayrı bir güzel. Özellikle köpek besleyen insan çok. Ama sokak hayvanı olarak kedi-köpek görmek zor. Buranın sokak hayvanları tilkiler ve sincaplar. Serçelere de robinler karşılık geliyor. Londra'nın şehir merkezinde trafik yok gördüğüm kadarıyla. Herkes metro kullanıyor. Belediye başkanı dahil. 

Belediyeler çok güzel etkinlikler organize ediyorlar. Birinde sokak sanatçıları performans gerçekleştiriyorlardı. Watford'ın belediye başkanı yaşlıca bir kadın, Dorothy. Onu gördüm, kırık kolu alçıda etkinlikleri izliyordu. Kimse onun önünde el pençe olmadı, altına sandalye koymadı, hoşgeldiniz demedi, adı anons edilmedi. Benden bir farkı yoktu. Hoşuma gitti. 
Türkiye'yi izliyoruz uzaktan. Haberler iyi değil genelde. Aslında ben daha kötüsünden korkuyordum ama neyseki öyle değil şimdilik. Gene de kimle konuşsak insanlar genelde mutsuz ve umutsuz, çocuklarının gelecekleri için endişeli. Buraya gelmeden önce yurtdışına niye çıkmıyorsunuz diye soruyordum herkese. Kendim de bunun kolay bir şey olduğuna, biraz istemenin yeterli olduğuna inanıyordum. Doğrusu ya bu bir yılın sonunda her ne kadar TR'den çıktığıma mutlu olsam da ateşli bir şekilde yurt dışında yaşamayı savunmam ve insanlara bu yönde ısrarlı sorular sormam artık(Kedili Özlem sen hariç!). Çok zormuş gerçekten. Hele de sıkı çekirdek aile ilişkileri olmayanların kaldırması kolay değil. 
Eh elbette daha yazılacak çok şey vardır. Ama bir kısmı da başka yazılarda anlatılmalıdır. Yeni yazının 1 yıl sonra olmamasını umalım. 

Yorumlar

Bilgehan Kubilay dedi ki…
güzel yazmışsın kardeşim
Sule Kucukoglu dedi ki…
Senin yazılarını da seni de seviyorum Oyakubi...gügüye ve AO ya çok selamlar..öpüyorum..

En çok okunanlar

Üç Günlük Kefken Tatili

Fatih'te Sur Ocakbaşı

Londra Atağı